Karanlık günlerimi aydınlatan ışığı da işte böyle bulmuştum. Şiddetli şefkat ışığını. Aşk buna mı diyorlar?
•
İkisi de bunu istiyordu: Özgür bir adam, özgür bir kadın ve özgür bir ilişki.
•
Fakat aşk dediğin aklın başından yitip gitmesi. Ne duyar, ne görür, ne düşünür ne de akıl edersin.
•
Aşkı hiç tanımadın mı Meyye? Bir hacının Kabe'yi tavaf etmesi gibi evinizin etrafında dönüp durduğumu hiç hissetmedin mi?
•
#dolunaykadınları / @jokha_alharthi
•
Dolunay Kadınları birbiriyle bir şekilde bağı bulunan birkaç insanın aşkı bulamayışlarının ve Ortadoğu coğrafyasında öyle ya da böyle akıp giden hayatlarının hikâyesi. Kitaba kime aşık olduğunu bilmediğimiz Meyye'nin bir gün beni sever umuduyla bekleyen Abdullah ile evlenmesiyle başlıyoruz. Ve maalesef bu bekleyiş onca yıla ve üç çocuğa rağmen yinede son bulmuyor, Meyye'nin kalbinde biri varsa da bu hiçbir zaman Abdullah olmuyor. İkisinin ortak noktası ise kendi anne babalarına dönüşme korkusu. Abdullah'ın Salim'le arasındaki baba oğul ilişkisinde ve Meyye'nin kızı Londra'nın aşkı karışısındaki tavırlarında korktukları şeye dönüştüklerini görüyoruz.
Anladığım kadarıyla ana merkezde Abdullah'ın geçmişi ve geleceği akarken diğer tarafta amcasının oğlunu beklemekle ömrünü, güzelliğini ve aşkını tüketen Havle, kaderine boyun eğip bir gün sevebileceğini düşündüğü bir adamla evlenen Esma, karısı Salime'yi görmezden gelip mutluluğu bir başka kadında arayan Azzan, özgürlüğü ve aşkı uğruna silinip giden Dolunay, nasıl öldüğü Zarife'nin dudaklarında saklı olan Tacir Süleyman'ın karısı da diğer yandan kitap boyunca bize eşlik ediyor.
Bana göre ortak noktalarıysa Alharti'nin de dediği gibi 'Bütün hikâyelerin kadın kahramanları sevgililerini sonsuza dek sevmişlerdi. Kendilerini aşka adamışlardı.' Çünkü karakterlerin bu kadar derinine inerken zihnim bir ortak noktada bunları buluşturmak istedi ve sevgisine sahip çıkan kadınları buldu. Aynı zamanda kitapta Dolunay karakteri özgür ve kendi yolunu çizen bir kadınken kitapta rastladığımız her kadında evlilik ve kölelik gibi esaretlerine rağmen aşklarında ve kalplerinde özgürdüler. Belkide bu yüzden Dolunay Kadınları'dır ve bu zengin hikayeyle 2019 Booker International Ödüllü'dür
Alharti, Turunç Ağacı'nda da rastladığımız Ortadoğu'da kadın, statü, toplumsal öğreti ve gelenekle yaşam gibi temalara burada da değinmiş. İki kitabının arasındaki farksa orada içinde yas sürecini yaşayan bir kadının bilinç akışı anlatısına yer vermişken burada aşkı arayan insanların gözünden çok sesli bir hayat anlatısı sunuyor.
Benzer Yazılar
Stepford Kadınları
30.10.2026Benim Hüzünlü Orospularım
21.10.2026Sandor Petofi
25.10.2026